15/5/2006 - ŞAMPİYONLARIN ŞAMPİYONU NU TEBRİKK EDİN ARKADAŞLAR
bu lig bize küçük diyeceksin asarız keseriz avrupa kupası türkiye kupası lig kupası hepsini alırız diyeceksin ellerle kollarla uydurma frikiklerle haybeden 14 puanı iç edeceksin 3 senedir perişan olmuş hali mecali gücü olmayan bir rakibine kupa vereksin taraftarı küsmüş futbolcusuna küfür eden döven parasızlıktan perişan olmuş diğer rakibine şampiyonluk vereceksin kıytırık gruplarda sonuncu olup kıçına baka baka döneceksin dünya kulübüyüz şöyleyiz böyleyiz topuz tüfeğiz diyeceksin en zengin 16.kulübüz diye yalan söyleyecek ve ebleh taraftarını da buna inandıracaksın ama 130 milyon dolar borcunla en fazla borcu olan kulüp olduğunu aklına bile getirmeyeceksin rakiplerini aşağılayıp küfür edeceksin onları hor göreceksin koskoca camialara organize tribün hareketleriyle hakaret edeceksin bunları zevk ve hüşu içinde yaparken başkasının lay lay fener demesinden tahrik olacaksın başka takımdayken un torbası atıp kokainman dediğin adama 3 sene sahip çıkacaksın 17 kulübü 81 ili karşına alacaksın federasyona hakemlere medyaya posta koyacaksın.T.C. Kadıköy belediyesi Fenerbahçe muhtarlığı iken kendini cumhuriyet zannedeceksin tüysüz sürme saçlı al yanaklı hurma gözlü topçuların koskoca camialara hakaret ederken gevrek gevrek güleceksin bizde küfür olmaz deyip son 3 sezonda küfürden ve terbiyesiz seyircinden dolayı rekor para cezaları saha kapatmalar yiyeceksin 3 kelime yanyana getirip beste bile yapayacak kadar aciz olup milletin bestelerini sahipleneceksin . .. ... falaaaann filannn
şimdi yapmanız gereken sevgili dostlar saygılı olacaksınız rakiplerinizi ve siz rum papazın çayırına bile çıkmamışken piyasada olan camiaları aşağılamayacak kadar büyük olacaksınız sporun bir oyun olduğunu unutmayacak emek hırsızlığı yapmayacak kirli işlerden kompleksli açıklamalardan kurtulacaksınız
ve son olarak şu bestenin gerisini içinizden mırıldanarak yeni bir güne başlayacaksınız
portakal soyulurmu tadına doyulurmuuu
|
|
Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/5/2006 - GS EFSANESİ ALINTI PAYLAŞMAK İSTEDİM
DÜNYADA YENMEDİĞİMİZ TAKIM KALMAMIŞ
Gerçekleri tarih yazar.
Tarihi Galatasaray...
Bana da, o tarihin sayfalarını hatırlatmak kalıyor:
Hatırla ey peri o mesut geceyi...
Çamların altında verdiğin buseyi.
Neuchatel Xamax'ı...
Monaco'yu...
Real Madrid'i...
Hertha Berlin'i...
Dortmund'u..
Palma de Mallorca'yı...
Arsenal'i hatırla!
Daha fazla saymayayım; başka kulüplere karşı nispet gibi olmasın.
Bazıları Süper Baba'yı seyrederken, Galatasaray Süper Kupa'yı alıyordu.
Nazar etme ne olur...
Çalış, senin de olur!
GALATASARAY
Öyle kolay değildir, herkesten , herşeyden farklı olmak...
Kuru kalabalığın içinde farkedilmesi , doğuştandır...
Öyle ucundan tutmaz SEVDANIN ,
Ya heptir , ya hiçtir...
Bir kere tutuldumu döndüremez kimse onu yolundan...
GALATASARAY dendi mi ne yol kalır aşılmadık ,
ne zor kalır yapılmadık ..
Adı bile yeterlidir , dünyayı sarsmaya...
Bazılarına göre , Tribün
Yığın yığın eğlence , çekirdekli , minderli ,
İşine geldi mi Seyirci , İşine geldi mi Müşteri..
Hiç biri değildir..TARAFTARDIR O ...
Dibine kadar Sevgili...Vazgeçmez bir Deli...
Güzel hava, Moda renklerin peşinde değildir ,
Karakışın , Ayaz gecelerin bir sigaralık ateşindedir...
Arayıp kimse sormaz ONU ama
Rakipler sevdiğinin üstüne dalga dalga geldiğinde,
bir tek O çıkar piyasaya ,
azınlıkta olsa , TEK başınada kalsa , deplasmanın en Kralında
alayına karşı Siper olur CİMBOM'a...
Kimsenin takmadığı , yaramaz adam ,
koyar farkını ortaya , onbinlere bedel Sevgisi ,
susturur Alayını , tek bir inanmışın Nefesi...
Oynatır dağları yerinden , kimseye birşeyi YAR etmeden..
Öyle bir haykırır ki , bindirilmiş kıtalar , sadece seyreder ,
Onda ne SES kalır ne CİĞER ...
Çin Ordusu gelse , çıkar önlerine ,
açar ATKISINI alayına İsyan ,gösterir duruşunu...
Dimdik ...Yıkılmaz...
Alayına , inadına , herşeye, herkese karşı durur O ...
Ortaya canını koyar ,
Ona yine de ...Ya Hain derler ...Ya Sahtekar..
Tarihi O değiştirir , ama ne kıymeti bilinir ne de sevilir..
Kan ter içinde vazifesini yapanların tatmini ile ,
karşılıksız bir huzur içinde evine döner..
Maç biter , O unutulur giderken ...
Zaferleri paylaşanlar , boyalı basının manşetlerinde ,
Yönetimler eğlencede , herkesin keyfi gıcırken
O bilinmeyen bir köşede , yok sayılmanın hafifliğinde..
Bekler 3-5 nöbetlerinde..
Ta ki Aşkından yeni bir ÇAĞRI gelene kadar...
"Sana İhtiyacım VAR..."
Gelirim seninle Ölüme şanlı GALATASARAY...
Adın... Galatasaray SEN eğer...
Bir Su olsan...OKYANUS ...
Bir Tepe olsan.... EVEREST...
Bir Şehir olsan...İSTANBUL olurdun... Eşi benzeri bulunmayan...
Bir Diken olsan...GÜL...
Bir Çiçek olsan...ORKİDE...
Bir Ağaç olsan ...ÇINAR olurdun....Asırlık Köklere dayanan..
SEN eğer...
Bir Mevsim olsan ..İLKBAHAR..
Bir İçki olsan ...ŞARAP...
Bir Bağlılık olsan...TUTKU olurdun....Tarifi mümkün olmayan..
Bir Kum olsan...ÇÖL...
Bir Taş olsan ...ELMAS...
Bir kumaş olsan...İPEK olurdun..En incesinden dokunan...
SEN eğer...
Bir Savaşçı olsan..SAMURAY...
Bir Camia olsan..İMPARATORLUK..
Bir Zaman olsan...SONSUZLUK olurdun...Tarihlere sığmayan...
Bir Kitap olsan....GERÇEK...
Bir Yazı olsan ..DESTAN..
Bir madalyon olsan ..ŞEREF olurdun...Göğsümüze takılan...
SEN eğer...
Bir Ses olsan...TRİBÜN..
Bir Öfke olsan ...VOLKAN...
Bir Yıldız olsan ...GÜNEŞ olurdun...İçimizi ısıtan...
Bir Zehir olsan...ŞİFA..
Bir Yapı olsan...MABET
Bir Kuş olsan ..ZÜMRÜT Ü ANKA olurdun ..Kendi küllerinden doğan..
SEN eğer...
Bir Karakter olsan ...ASİL...
Bir Organ olsan..YÜREK ..
Bir Sembol olsan ...ASLAN olurdun...Krallığı daim kalan...
Bir Kelime olsan ...AŞK..
İki kelime olsan ... SENİ SEVİYORUM ...
Bir Sevgi olsan..ANNE olurdun....Her şeyi karşılıksız yapan...
Bunların hepsi biraraya gelince ...
Adın... Galatasaray
Uğruna ölünse bile ,
ASLA.... Yalnız yürümeyecek olan...
ASLAN GİBİ
Dondurucu bir Soğuktur... Ama üşümem... İçim sıcacıktır... Alev, Alev yanarım... SARI- KIRMIZI...Kor bir... ATEŞ gibi... Maça giderken...Samiyene... Adarım kendimi.. İbadet için Hacıların gittiği... MABET gibi... Mağlup oluruz...Yuhalamam.. Sırtımı dönmem... Omzuma alırım ONU... Her zaman içimde taşıdığım... VEFA gibi... Coşkum azalmaz hezimetlerde... Sesim yükselir....Kabıma sığmam... Büyürüm...Zirvesi görünmeyen DAĞLAR gibi... Karagünler yaşarız... Yalnız kalmam...Gittikçe artarım... Yuvarlandıkça coşan... ÇIĞLAR gibi... Kupasız kalırız yıllarca...ASLA vazgeçmem... Terketmem ONU...Çekerim CEFASINI ... Çile Çile...Ölümüne yaşarım... Yudum Yudum Acıyı...Karşılıksız olan... KARA bir SEVDA gibi...Para yok , Borç çoktur ... Tek tek kopar futbolcular yuvadan dağılmam... Parçalanmam... Tam aksine yanyana TEK-YÜREK olurum ...Vücuda hayat veren... Damardaki KAN gibi... Sahaya yedekler çıkar... Formaya bakarım...Yine KIYAMET kopar... Yıkılır ortalık... SEYİRCİ değil... TARAFTAR olurum...Takıma yardım eden MELEK Rakibin üstüne çöken ZEBANİ gibi... TRİBÜN değil... KAPALI olurum..Takıma CENNET... Rakibe çıkışı olmayan CEHENNEM gibi..Ülke dar gelir... Karış karış giderim peşinden... ASLA yalnız yürütmem onu... Takip ederim ...Işığın ardındaki... GÖLGE gibi...Hayatımın amacı O'dur... ONLA ağlar , ONLA gülerim ... Ailem , Sevgilim , Rakiplerim beni hep ONDAN kıskanır... Ben böyle yaşamayı severim... Çünkü ben GALATASARAYLIYIM.. Yani... ultrAslanlar gibi...
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/4/2006 - Kadınların Ertesi Günü
Başkasının hayatını kendi hayatından daha fazla önemseyen tek canlı, insan türünün dişileridir… Çocukları için her şeyi yapabilen kadındır. Onları herkesten daha fazla seven yine kadındır. Onları hep özleyen ve hep seven yine kadındır. Çocuğu için hayatındaki her şeyden vazgeçebilecek olan yine kadındır. Anne olma şansını elde eden canlıdır kadın. Bu yüzden erkekten farklıdır, hem de çok farklıdır. Üstelik farklı olmak zorundadır.
Kırılgandır, alıngandır, sevgi doludur, kucağını açacağı çocuklar için yumuşacıktır. Bu sebepten kas gücü yoktur kadının. Korunmasızdır. Bir erkek bir kadını kolaylıkla dövebilir, devirebilir, tek yumrukla felç edebilir. Erkek bilir ki karşılık gelmez ve gelmeyecektir. Kadın ancak canının tak ettiği noktada, gece herkes uyurken katil olabilir.
Kadın namustur, ancak kimilerine göre aptal olduğundan, namusunu bile başka erkekler korur. Üstelik bir kadının namusu tüm ailenin hatta bütün hısım akrabanın namusudur. Hatta bu yüzden kolaylıkla öldürülebilir. Bir kadının yaşayacağına çoğu zaman erkekler karar verir.
"Karı" olan hep kadındır. Kısa adı hizmetkâr bile olabilir. Bugün büyük şehirler de dâhil, üstelik sadece varoşlarda bile değil, kocalar karılarına: "Tuz getir!" "Şuradan suyu uzat" "Fazla konuşma" diye hitap edebilmekte, bundan bir rahatsızlık duymamakla birlikte; Kadınların hakları olduğunu bile düşünmekte ve başka bir kadının karşısında dünyanın en nazik erkeği olabilmektedirler. Bunu sağlayan kadının "Karı" sıfatıdır. Erkekler sadece bu sebepten bile kadınlara çok şey borçludur. Ancak şahsi tecrübelerimle söyleyebilirim ki "karı" nın ah'ı çok büyüktür. Eğer gerçekten böyle bir adaleti henüz dünyada iken yaşıyorsak, Bu yüce adaleti yaşayan birçok "koca" görmüşlüğüm vardır. "Alma mazlumun ahını çıkar aheste aheste" kıvamında, zaman içinde, Ya da hemen akabinde yaşanmış çok "ah" vakası vardır.
Kadın dünyanın birçok yerinde satılabilir, dövülebilir, alınabilir, görücüye çıkartılabilir. Kocaya verilip verilmemesi bile bir erkeğin iki dudağının arasındadır… Koca karısını tepe tepe kullanabilir.
Kadın, daha kadınlıktan çok uzakken bile hep boyun eğmeye alıştırılır. Erkek kardeşlere, babalara, dedelere, amcalara… Hatta en önemli hakkı olan eğitimi bile yine erkekler tarafından elinden alınabilir. Bunda hiçbir sakınca görülmez, çünkü "Yüce Erkek Divanı" onun dünyaya sadece kendilerine hizmet etmek ve çocuk doğurup, çamaşır yıkamak, yemek yapmak için geldiğini şiddetle savunur ve öğretir.
Eğitim görmeyen kadın kocaya verilir ya da başka bir deyişle kadını birisi alıverir. Kadın ya verilmekte ya da alınmaktadır. Kaçan kızlar kötü kızlardır her zaman ve büyük çoğunlukla kaçmak bile hayatlarını düzeltmez. Kadın öyle bir eğitime tabi tutulur ki, hayatının en genç, en verimli dönemlerinde kabak oyar, patates haşlar ve sık sık doğum yapar. Kendisi de hayatın bundan ibaret olduğunu kanıksar…
Haydi diyelim ki kadın eğitim gördü, kültür onda, bilgi onda, tecrübe onda. Ancak evde en az onun kadar tecrübeli olan koca, tavrını değiştirir mi dersiniz? Hayır! O ne olursa olsun kadındır. Kocasından daha zeki, daha akıllı, daha başarılı ve daha yetenekli olsa da kadındır. Geride durmalı ve her başarılı erkeğin ardındaki yerini almalıdır.
Biz kadınlara hep idare etmek öğretilir. Erkek kardeşimizi bizden büyük olsun olmasın idare ederiz, babamızı da, sonra da kocamızı… Hepimizin ağzında aynı laf vardır, "Kadın idare eder ne yapacaksın?" Bu taktik bizim için evrensel bir öğretidir. Neredeyse bizi istemeyen bir erkekle evli kalabilmek için bile didinir dururuz. Duymazdan ve görmezden gelmek bizim ana görevimizdir. Hayatımda hiç depresyona giren erkek görmedim,
Girmiyorlar diye söylemiyorum ama gireni de görmedim.
Kadınların ise hayat arkadaşı depresyon neredeyse… Başta da söyledim ya, bizim kaslarımız zayıf ama dünyayı devirecek hormonlara sahibiz. Ancak o hormonlar yüzünden hep biz devriliyoruz.
Yazdıklarıma inandınız mı, benimle aynı fikirde misiniz bilmiyorum ama biz kadınlara ve bu yazıyı okuyan ve gerçekten anlayan siz erkeklere birkaç görev düşüyor.
Kızlarımıza ezilmeyi, idare etmeyi, sağır, dilsiz ve kör rolü yapmayı, sürekli affetmeyi değil,
Fikirlerini, duygularını ve isteklerini özgürce ifade edebilme yeteneğini kazandırmamız şarttır artık!
Biz satılamayız, verilemeyiz, alınamayız. Biz özgür ülkelerde köle olamayız.
Bu da değil aslında söylemek istediğim… Kızımıza kadın değil, insan olduğunu hemen söylemek lazım. Söylemeliyiz ki hayatını hep insanlarla geçirsin.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/4/2006 - AŞKA AYIP OLUYOR
Günümüz insanı aşka aşık, aşığa değil! Aşkların kısa dönem askerlik gibi kısa sürmesinin nedeni herhalde bu. Zaplanan aşıklar dönemi bu dönem! Kanaldan kanala geçer gibi aşıktan aşığa geçiliyor. Peki bu neden böyle oluyor? Çünkü insan insana sevgisiz, insan insana tahammülsüz, insan insan için fedakarlık duygusunu yitirmiş, insan insana kendini adamaktan kaçıyor. Oysa fedakarlık, adanmışlık varsa vardır aşk. Fedakarlığın, adanmışlığın yaşamadığı yerde yaşamaz aşk. Ne yazık ki uğruna kendini adadığı ne bir ideali var günümüz insanının... Ne de uğruna kendini adadığı bir aşkı. Nerde ideali, aşkı uğruna her şeyden vazgeçen dünün insanı... Nerde hiçbir şey için hiçbir şeyden vazgeçmeyen bugünün insanı. Bugünün insanı aşkta da köşe dönmeci. Emek harcamadan yaşamak istediği gibi, emek harcamadan aşk yaşamak istiyor. Sevmeden sevilmek, vermeden almak istiyor. Hiç değilse bir koyup üç almak istiyor. Bir koyup üç alamadı mı ilişki bitiyor. İlişkiler çıkar, menfaat üzerine kurulu. Elektriklenmeler kısa devre. Bir günlük elektriklenmeler, bir gecelik sevişmeler aşk sanılıyor. Sevgili bayanlar baylar, aşka ayıp oluyor!!!!!!
Can Dündar
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
18/3/2006 - Çok fazla istiyorsun (çok fazla ama doğru istekler)
Bir konusma sirasinda adamin biri kadinin birine sormus: "Nasil bir erkek ariyorsun?"
Kadin bir süre sessiz kaldiktan sonra adamin gözlerinin içine bakarak sormus: "Gerçekten bilmek istiyor musun?" Adam biraz isteksiz, "Evet" demis. Ve kadin baslamis anlatmaya... "Bugün ve bu yasta bir kadin olarak, bir erkege onun benim için benim kendime yapabilecegimden fazla ne yapabilecegini soracak konumdayim. Kendi masraflarimi karsilayabiliyorum; bir erkegin yada bir baska kadinin yardimina gerek duymadan evimi idare ediyorum. Böyle olunca, "Sen masaya ne koyuyorsun?" sorusunu sorma konumundayim. Adam kadina bakmis. Paradan söz ettigini düsünüyormus. Kadin hemen bu düsünceyi düzeltmis: "Sözünü ettigim, para degil. Ondan öte bir sey istiyorum. Hayatin her alaninda mükemmeliyeti arayan bir erkege ihtiyacim var." Adam arkasina yaslanip kollarini kavusturarak kadindan biraz daha
açiklama istemis.Kadin baslamis anlatmaga: "Kendini zihnen mükemmellestirmeye çalisan birini istiyorum, çünkü sohbet ve zihnen uyarilma ariyorum. Basit bir adama ihtiyacim yok. Ruhen mükemmellesmeye çalisan birini ariyorum, çünkü dengesiz bir birlesmeye ihtiyacim yok. Inananlarla inanmayanlarin bir araya gelmesi felakete yol açar. Bir kadin olarak yasadiklarimi anlayacak kadar duyarli, ayagimi saglam basmami saglayacak kadar güçlü bir erkek ariyorum. Saygi duyabilecegim birini ariyorum. Ona boyun egmem için onu saymam gerekir. Kendi isini yürütemeyen adama boyun egemem. Boyun egme konusunda sorunum yok... yeter ki buna deger biri olsun. Tanri kadini erkege es ve yardimci olarak yaratmis. Kendine yardim edemeyen adama ben yardim edemem." Kadin aklindan geçenleri böyle döküverdikten sonra adama bakmis. Adam yüzünde saskin bir ifadeyle oturakalmismis: "Çok fazla istiyorsun." demis."Degerim çok fazla." diye yanitlamis kadin.
degeri çok fazla olan bütün kadinlara......
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Nasıl tanımlasam kii bloğumu daha hiç bişii yokk bişilerr yazmaya başladığım da tanımını da yapmış olurum zatiiiii
Arkadaşlarım
• raciegi • sessizofke01 • ujni40 • blogekle • guvenavticaret • gonulcelen • hackedbyzehir • izmir2023 • yunusegi • sevdasiirleri • mahirvehbi • cumhuriyethalkpartisi • mahirvehbim • grafikdunyasi
|